Bu da ”DRIBLING” Kalıntıları…

Drıblıng…

Amaçlarına göre yapılırsa faydalı,bu noktadan sapma olursa ‘riskin’ arttığı temel basketbol olgusu.Basketbolun içerisinde belki de en çok kullanılan temel tekniklerin başında. Kararında kullanılırsa ‘’yararlı’’ tam aksi olursa ‘’zararlı’’ bir durum. Peki biz drıblıng ile ne kadar oyuncu olabiliriz.? Drıblıng olmayan bir basketbol oyununa şahit oldunuz mu?Yada bir başka deyişle drıblıngsız basketbol göze nasıl gelirdi? Hele hele iyi drıblıng yapamayan bir basketbol oyuncusu alt yapılarda idare ederken,alt yapı miadı olduktan sonra kendini iyi bir yerlerde görebilir mi?Bir düşünelim diyeceğim ama gerek yok.. İMKANSIZ !

Okumaya devam et “Bu da ”DRIBLING” Kalıntıları…”

21.YY GÖZÜ İLE BASKETBOL KIRINTILARI – Kemal Başaran

21.YY GÖZÜ İLE BASKETBOL KIRINTILARI

Basketbol metodlar halinde öğretilip oyuncuya uygulatabilindiği an daha verimli oluyor. 21.YY bize fundamentalın ne önemli hakikat olduğunu göstermiş durumda.

Basitten sofistike uzanan bu yolu destekleyen diğer ögeler footwork,ball handlıng ve detaylardır.

Oyuncuların bireysel yeteneklerini geliştirmek ve verimliliklerini arttırmaya yönelik yapılan çalışmalara, 21.YY evresinde MODULAR BASKETBOL diyoruz.Bu evrenin en önemli noktası ise oyuncuyu yetiştirecek USTA bir coachun olması. Yemek tarifi gibi…Hem detaylar anlatılacak hemde farkındalıklar ortaya çıkacak.Tabi bu çalışmaları yapmak için eldeki malzeme  çalışma hırsı ve azmini bulunduran bir oyuncu adayı olmalı…

Öğretim evresinde ”hata” derhal bulunup düzeltilecek.Çoğu oyuncu ”doğru” tarifi bilmediğinden birçok teknik datayı ”yanlış” yapar.Biz oyuncuya ”hata nerede?” bunu göstermekle mükellef coach olmalıyız.Bu sebeple antrenörün teknik bilgisinin yanında iyi bir görsel aktarımcı ve ifade edebilme özelliklerini de barındırması gerekliliği açıkça gerekli olan unsurlardır.

Oyuncular öğrenme sürecinde bir müddet o noktada kalır , bu devrede ilerleme gözle görünmesede ”doğru teknik” oyuncunun şuuraltı bilincinde yavaş yavaş bir alışkanlık haline gelmektedir.İşte bu düzgün artan ivmeli bir oyuncu gelişimidir.Ve bu dönem oyuncunun bir çok teknik detayı daha özgüven ile benimseyebileceği değerler bütününü oluşturacaktır.

Antrenör olarak bu teknik detayları aktarırken dikkat edilmesi gereken konu ”adımlama” nın doğru yapılmasıdır.Oyuncuya verilecek rol, onun altından kalkamayacağı bir yük haline gelirse ”bilinçli öğrenme” devresinde 2 sene sonra tribünde maç izleyen bir oyuncu adayı olmaktan öteye gidemeyeceğimizi bilmek zorundayız.

Pek çok kez; ”küçük takımda çok iyiydi,yıldız takımdayken takımı tek başına alıp götürdü ama ne olduysa genç takımda yeteneğini kaybetti” gibi pek çok sözler duymuşuzdur.Küçük ve yıldız takımlarda yetenekli olan oyuncu genç takımda nasıl olurda ”yeteneksiz” sıfatını alır? Bu mümkün müdür?Herkes ciddi anlamda ele alsın bu konuyu.Yetenek;doğru çalışılarak pekiştirilir,çok çalışarak değil…

Bizde ki sıkıntı ”öğretilmeden” antrenman yapılıyor olması.Bu sebeple oyuncu sıkıntısı dönem dönem gün yüzüne gelmekte.Bugün genç takım seviyesinde ki üst düzey kulüplerimizin alt yapılarında kendi öz değerlerinden hariç 5-6 tane dışarıdan oyuncuyu kadrolarında barındırdığını görmekteyiz.Bunun ”doğru-yararlı” ve ”yanlış-faydasız” kısımları şiddetle incelenmeli…

Bir yandan da elinizdeki oyuncuların 3-5 sene sonra hangi noktada olabileceğini görebilecek potansiyele sahip usta coach olmak gerekli.Bu oyuncular bir çok şeyi ”iyi” yaparken, bir kaç şeyide ”en iyi” şekilde yapabilirse ”yeterli” oyuncu olacaklarını sürekli dile getirmeliyiz.Bu genel anlamda sıralamada da böyle..İdare eder,iyi,en iyi…Ücret sıralamasıda öyle…Çok,daha çok,daha daha çok…Ki işin maddi kısmıda en büyük ”realite” olduğunu kimse inkar edemez herhalde…

Bir diğer önemli sac ayağı ise oyuncuda geliştirilmesi gereken ZİHİNSEL dönemdir.Bunu da başka bir yazıda derinlemesine yazacağız…

Esen kalın,sevgiler..