DRİBLİNGİN BİLEŞENLERİ

Basketbol Dripling Bileşenleri

Analiz, üç komponent gösteriyor.

Amplitude : Topun zıpladığı yükseklik

Dalga boyu : Topun yere vurduğu iki nokta arasındaki mesafe.

Frekans : Birim zaman içinde, topu yere vurma.

Bir de, topun elimizin kontrolünde kalma zamanı var. Çok önemli. Topa egemen olmak için.

Çok az çalışıldığı için, çok az görünen. Ancak ve ancak büyük oyuncularda raslanan.

Yani top, havada ne kadar az kalırsa, elimizde o kadar fazla kalır. Yani, topu kontrol etme zamanımız artar.

dripling bileşenleri

Yani, top kullanma ustalığımız, o oranda artabilir.

Yani, topu yere sert vurun ki top çabuk gelsin. Topu mümkün olduğunca “ aşağıda “ karşılayın ki elimizde daha fazla kalsın..

Top elinizde bir metreye yakın yükselmeli İşte bu “ Ustalık “ merdiveninde ilk adımdır.

Top istediğiniz yükseklikte iken, topa yeni bir yön verebilmeniz demektir.

Bu, yeni yön değiştirme, emniyetli sürat arttırmak için, ilk şarttır. Evet. Emniyetli Sürat, oyunculukta, bir seviye yukarı çıkmaktır.

Her ilerleme “ Progress “ önce beynimizde olur. Sonra da şuur altımıza yerleşir.

İsmi değişir.“ Fundamantal “ olur. Türkçesi “ İyi alışkanlık “

Unutmayın. Topu yere sert vurmayan oyuncu bu hareketleri yapamaz, adam geçemez, pas veremez.

Bir düzey yukarı oyuncu olamaz.

Frekans, Basketbolde, “ Gaz Pedalı “ gibidir. Sürat için bas pedale.

Frekans x dalga boyu = sürat/dakika, mı acaba? Amplitude küçüldükçe, Dalga boyu da küçülür de….

Amplitüdü arttırın ( Koşuya mani olmayan ) Dalga boyunun da artabileceğini göreceksiniz.

Ayrıca, amplitüd top cambazı olmamızı sağlayan unsurdur.

Şimdi, gaz verin. Görüyorsunuz, süratimiz de kadar çok arttı…

Çok önemli bir nokta daha var. Topa, sadece size pas atıldığında bakacaksınız. Driblingçalışırken :

1 – Basket filesinin alt bölümünden gözünüzü ayırmadan dribling yapın.

2 – Topu, bir çemberden, ötekine sürün. Bakacağınız yeri biliyorsunuz.

3 – Ebldeğiştirin. Topu kaybettiniz galiba…. Bir daha deneyin ama, içinizden“ topu sol elime bouns pas yapacağım “ diyerek .

Bakın, top sol elinize geldi. Şimdi aynı şekilde, topu sağa geçirin. Oluyor, değil mi?

Bir de set oynarken bu şekilde el değiştirme yapar duruma geldiğinizde, bir yeni boyuta daha ulaştınız demektir.

Gelecek sene, Genç takım, 3 sene sonra da… Belki A Takımda oynayacaksın. Tabii ki Stop yapmayı da biliyorsan.

Şut vitrindir. Bu kadar basit.

Cavit Altunay

Dripling ile alakalı şu yazıyı okumanızı tavsiye ediyoruz: Dripling

 

Cavit ALTUNAY/Haberi olmak başka… Bilmek daha bir başka…

Dün, gençlerle konuşurken, neşredilmemiş bir makalem, geldi aklıma…
Basketbolün bugünkü hale dönüşmesinin Türkçeye tercümesi gibi…

Haberi olmak başka… Bilmek daha bir başka…

Bir konuda, bir konuşmanın, bir bölümüne kulak misafiri olmuş biri…
Konuyu sadece duymuş, kaynağı bilmiyor, doğruluğunu da… Ama konudan haberi var…
Bu, bilmek değildir. Her konuda bilgili olmak da şart değildir.
Amma, sadece haberi olduğu bir konuda bilir gibi davranmak, tabii ki topluma çok zarar verir.
Yanlış, ” Doğrunun ” yerine geçer. İnsanlar durumu irdeleyemez. Parmaklar yanlış yerde kalkar.
Haberi olanların sayısı arttıkça, ” Bilenlerin oranı ” gittikçe azalır.
Demokrasi icabı, fazla dikkate alınmamaya başlanır.
Çoğunluğun yoğunluğunda, toplum, “ Doğru’ya “ yabancılaşır.
Fasit daire meydana gelir. Bügün olduğu gibi.

Basketbolda, fundamental konusunda meydana gelen gargaşa gibi…
Bir örnek ile anlatalım…
Haberi olanlar için, Offensive Transition ile, Fast Break arasında çok büyük bir fark yoktur.
Bir anlamın biraz değişik tekrarı gibi… Amma, öyle değil.

Tarifin doğrusu, daha agressive yeni bir tekniğin, fastbreak ‘in şöhretini söndürmesidir.
Geçen asrın “ Fastbreak “ hucumu inatçı değildir. Sayıyı zorlamaz.
21 Asırda insan, çok daha güçlü. Bu artan güç, son senelerde ağırlıklı olarak, defansta kullanıldı.
Sayı gittikçe azaldı. Beklenen reaksiyon, Transition offence.
Böylesi bir olayı 1963 senesinde, ITU başlatmıştı. Bilenler hatırlar. Haberi olanlar, belki…
Amma Fast break olarak. Ama, aggressive şekli. Yani Transition offence olarak.

Şimdi, FASTBREAK ile TRANSITION arasındaki farkı bilenler ile, farkın farkinda olanlar hatırlamaya çalışıyor.
Acaba fast break miydi?
Peki… Fastbreak sonunda, 7 metreden atılan şutlar neden atılıyordu? ( 3 sayı da yoktu ki o zamanlar )

Hedef, bir fazla adamla hücum rebountu üstünlüğü kurmaktı. ve, öyle de oldu.
Yani, Transition, Türkiyede doğdu.

Basketbol yazarlarının büyük bir çoğunluğu, şu an haberi olanlar partisinde…
Tabii ki, aralarından birkaç kişi, Transition Basketball’un nasıl durdurulacağını yazmaya mecbur olacak.
Daha da önemlisi, zayıf tarafı nerede? Onun da haberindedir de….

Bakalım, ne zaman yazılacak bu konu, haberi olanlar sütünlarında…

Modular Basketball okuyanlar hariç tabii

Cavit ALTUNAY