Gelişmenin yaşı yok, pes etmekte yok!!

Antrenmanlarınızda hep gelişmenin derdinde olun.. Gelişmenin, değişmenin, potansiyeli arttırmanın yeri zamanı veya mekanı yoktur.. Çok çalışmak ve hep üzerine birşeyler koyabilmek sizin gelişiminizi yükseltecek ögelerdir..Geçen gün bir basketbol maçı seyrederken bir dostumla koyu bir basketbol sohbetine daldık..‘ o 28 yaşından sonra şut yüzdesini %25-30 arasında arttırdı’dedi..Mutlak olanda bu zaten..Çok şut atmak ve bilinçli şut atmak.Konsantre olmak,inanmak,cesur olmak ve uygulamak…Bu sadece şut atmakta değil,basketbolun beyinsel ve fiziksel yapabileceğiniz her kavramında yukarıda saydığımız bu unsurlar olmazsa olmaz..

Ülkemizde her sene yeni bireyler yetişiyor,kategori atlayan,takımının önemli bir parçası olan hatta belki de milli takıma seçilmiş alt yapı oyuncuları…Çok daha fazla çalışmak ve doğru çalışmak zorunda olduklarını unutuyorlar ama ne varki..İstisnaları meclis dışında tutmak kaydı ile tabi..

Arkadaşının yüksek yüzdeli şut atabilmesi için iyi pas atması gerektiğini bilmeyenler var daha!!Oysa iyi pas şutun yarısıdır..Bir örnek vermek istiyorum..Mesela İbrahim Kutluay..Basketbol kariyeri boyunca tek yada çift screenden çıkıp 3 lükler atmıştır..Ve onu bu kriter en üst noktalara getirmiştir..En azından ben böyle düşünüyorum..İbrahim Kutluay dendiğinde ilk aklınıza gelen dış şutları olurdur herhalde!!Peki İbrahim Kutluay neden nba’de tutunamadı?Bu konuda fikri olan varmı?

Bir başka örnek..Mirsad Türkcan…Nba’ye gitti..Ribaund alabilmenin,oyunu süzebilmenin ince detaylarına vakıf oldu sonrasında Avrupa Ribaund krallığına ulaştı…Bu örnekten kastım şudur ki tecrübe yaşanması gerektiği kadar GÖRÜNEBİLMESİ gerekende bir kavram..En nihayetinde o da tutunamadı..Belki her bölgenin fundemantalina çok iyi sahip olsaydı pekala oynayabilirdi…Yada 5 cm daha uzun olsaydı…Artık bu tip üst mevkilerde böyle nüanslar sizin kalıcılığınızı belirliyor..Bu temelde en başında yani alt yapılarda atılması gerekiyor…

Ülkemizdeki maçlara bakın bir..Takımların sayılarının çoğunu yabancı oyuncular atıyor..Genel olarak sayı dağılımları böyle..Yada ligin değerlendirmesi yapıldığı haftalarda gazeteleri açıp baktığımda istatistiklerin çoğunda yabancı oyuncular söz konusu..Bunları görünce iyi niyetle düşünüp demek ki bu oyuncular bu istatistiklere ulaşıyorsa bizim yerli oyuncularımızın katkısı ile oluyordur diye avutuyorum kendimi..

Sözün kısası..Bizim oyuncularımız gelişmekten daha önce bulundukları seviyeleri yeterli bulmalarından dolayı fotoğrafın arkasında kalıyorlar..Oysa o resimi çekecek ve içinde bulunacak çok fazla sayıda yürekli oyunculara sahibiz biz..Ama sanırım mütevaziliğimizden pek çok işe yaramayı ama asla fotoğrafta görünmemeyi tercih ediyoruz..En azından biz yine mütevaziliğimizden böyle yorumlayalım

Esen kalın..

Sevgilerimle
Kemal BAŞARAN

Basketbol Antrenörü
Potaforum Site Admini

Bulunduğun yerde en iyi olmak mükemmel olduğun anlamına gelmez

Oyuncularımız…Gelişimleri,kişilik olguları ve daha bir çok etkenin şekil aldığı yerdeler..Kulüp çatısı altında olmaları,bir takım bireylerin onlardan beklenti içerisinde olmaları çoğu gençten farklı olarak erken yaşta sorumluluk alabilme,cesaretli olma,çok çalışma,paylaşma,destek olma vb pek çok olumlu gelişmenin içerisinde şekil alıyor hamurları..

Ben oldum delisinden önce biz olmanın erdemine tutuluyor..Ne mutlu onlara…Türk oyuncularına yeteri kadar değer veriliyormu bu tartışılır?Ancak çoğu türk gencinin kendisine gösterilen müsamaha,ona gösterilen sabrında ne denli iyi ve hakkaniyetli kullanabildiğinide oturup uzun uzun tartışırız öyle değil mi?Bu hep var olacak bir sorun ancak bu sorunu en aza indirgemek bu işe emeğini katanların uğraşması gereken başka bir nokta ve çok önemli detay..

Oyuncu gelişiyor çünkü çok çalışıyor dolayısı ile belirli noktalara geliyor..Ama ben bunu hep şiar edindim:Bulunduğun yerde en iyi olmak mükemmel olduğun anlamına gelmez..Biz maalesef işte tam bu hususta ”ben oldum”diyoruz sanırım..Ve gerilemelerde hep bundan sonra başlıyor aslen..Kendilerine 100 verip adam eden oyuncularımız yine kendilerini sıfırla çarpıp yok ediyorlar..Bunda da herkesin payı var ve bize düşen bu hasarıda yine en aza indirgemek,bu yönde çaba sarf etmek…

Başarılı olmayı yükselmek olarak algılıyolar..Oysa ne kadar başarılı olduğun yükseldiğin yerde ne denli kalabildiğinle doğru orantılıdır.Bunu bilmiyorlar..Ancak gerek antrenör-oyuncu gerekse bu işin bir şekilde parçası olan bireylerde olaya böyle bakmıyorlar ne yazık ki!!

Başarmanın ne demek olduğunu bilmeden ‘başardım”diyenleride idrak etmek mümkün değil..Hele kendini rengarenk boyayıp olduğundan farklı görünmeye çalışanlara ne demeli..Yıkanıp yunduklarınla tertemiz yola başlamaları gerekeceğini çok iyi bildikleri halde tuhaf ve türlü maskeler takınmaya devam etmeleride yükseldikleri yerde durmanın onuru değil bulundukları yerden düşmemek için gösterdikleri siyah savaştır..

Korku kelimesi göbek adlarıdır oysa..Çıktıkları her basamakta haksız yere adım attıklarının bilincinde olduklar için içten içe yaşarlar bu ürpertiyi..Onlara göre başarı sebepsiz yükselmek bizim için onurlu bir şekilde ayakta durabilmek,öteki olabilmek,yerine koyabilmektir.

Şu bir cümlelik sözüde çok severim hani!!

Sözün özü başarı, yediveren gülü gibidir, bir açıldı mı, önüne geçemezsiniz. İster kişisel, ister kitlesel olsun başarı, hayatı bütünüyle kucaklayabilmek, onu doya doya yaşayabilmektir.

Başarı sensin. İlk adımınla birlikte, korkusuz yürümelisin!

Sevgilerimle
Kemal Başaran
Potaforum Site Admini
Basketbol Antrenörü ve Yazarı